DARKSIDERS GENE-mi-SİZ (Son Bakış)


Bana göre pek az ilgi çekici özellikleri olsa da İzometrik RYO oyunlarına öyle vakit ayırdım ki. Diğer türlere ayırdığım zamandan fazla mı emin değilim fakat şöyle Steam profilime bir bakınca en çok gözüme batanlar ve beni en çok düşündüren onlar. Çünkü kendime şunu soruyorum: "Bu oyunlar bana ne kattı?" Titan Quest, Torchlight, Torchlight II, Victor Vran, The Incredible Adventures of Van Helsing... Tuhaf bir şekilde Diablo oynamamış biri olarak benzeri oldukları söylenen bu oyunlara saatler harcadım ve bitirdim. Tüm bu oyunların ortak özelliği, tek iyi oldukları konunun oynanış mekanikleri olması. Kendilerine has bir yenilikleri yok, görsellik bakımından çekici değiller ve en önemlisi genel olarak özen gösterilmeyen dümdüz bir hikâyeye sahipler.  

Bir diğer değineceğim konu da eskilerin bu tarz oyunları Hack & Slash olarak adlandırması. Tabii ki bu sınıflandırmayı hâlen kullanıyoruz fakat ben bu kavramı, Prince of Persia, God of War gibi oyunlardan tanıdım. Yani eskilerin bahsettiği Diablo ile sonraki jenerasyonun Hack'ini Slash'ini kafamda oturtamadım bir türlü. Ama her neyse, bana göre iki ifadenin de üzerinde kötü durmadığı oyunlardan biri Darksiders: Genesis.

Körün istediği bir göz...

Bir Darksiders hayranı olmamdan üçüncü oyun ile ilgili yazımda yeterince bahsettim. Serinin yıllarca beklediğimiz devam oyunları gelmek bilmezken art arda iki tane geldi. İkincisi de iki karakterle. Açıkçası Genesis'ten ilk haberim olduğunda yüzümü biraz ekşittim. Çünkü üst üste oyun çıkarıp da iyi giden bir seri yoktur herhalde. "Yoksa diğer birçok oyun gibi bunun da mı suyunu çıkaracaklar?" korkusu oldu içimde. Fragmanlarını izledikçe yelkenleri biraz indirdim.

Son atlımız Strife'ı da ilk defa bu oyunda yönetecektik. Sinematik fragmandan da belliydi ki Strife gerçekten herkesin beklediği o gerekli karakterdi. Diğer tüm kardeşlerinin aksine "bak asarım, bak keserim" tipi değil, azcık geveze, eğlenceli, fakat yeri gelince ciddi konuşmasını da bilen bir atlı. Bazen yaptığı soğuk esprilerden bazılarını kardeşinin anlamayışı, bundan önceki tüm oyunları tekrar gözünüzün önünden geçirtip, Strife'sız bu evrenin ne kadar eksik olduğunu gözler önüne seriyor :)

Günlerden bir gün yine Cennet'te yürüyoruz...

Oyundan beklentim farklıydı. Yani farklı mekânlar, farklı yetenekler, farklı donanımlar. Elbette bölümler farklıydı ama özellikle ilk iki oyunda uğradığımız bir ya da birkaç yeri farklı açılardan yine görüyoruz. Diğer dediklerim isee... Aynı. Evet, War'un neredeyse tüm özellikleri ilk oyundaki gibi. Strife'ın ise normal olarak farklı yetenekleri olsa da, herhalde artık bir atlının vazgeçilmez ekipmanları sayılan; atladıktan sonra açılabilen kanat, uzayan kol, portal açma gibi yeteneklere sahip. Bazıları sonradan açılsa da bu sefer oyunun başından birkaç yeteneğe sahip olmak mantıklı olmuş. Ne gerek var her oyuna çırılçıplak başlamaya?

Hikâye diğer oyunlardaki tüm olayların öncesinde geçiyor. Fakat bizim dengeyi sağlayan vicdansız atlıların nefilimleri yok ettiği dönemde değil. Aslında oraya kadar uzanacağını tahmin etmiştim ama oyunun başlangıcı, atlıların bu görevlerini tamamlamasından kısa bir süre sonrası. Umarım gelecekte bu nefilim olayını ele alan bir oyun çıkar. Aslında ilk oyunu oynayanlar için oyunun devamı biraz tahmin edilebilir. Fakat açıkçası oyunun başlarında serinin genel hikâyesine dair pek akıl yürütemedim. Yani çizgi roman anlatımına kızmıyorum da şu alt yazı sorunu nedir anlamadım ki?

Ateş serbest!

Tamam abi, bugüne kadar oynadığım en güzel İzometrik Hack & Slash oyunu. Oynarken aşırı keyif aldım. Kesinlike bu evreni ve bu oyun türünü sevmemin etkisi büyük fakat bence herkesi tatmin edecek bir oyun bu. Ama ben bu kadar beğenip de kendi içimde bile bu kadar övmekte zorlandığım bir oyun görmedim. Çünkü oyunun sorunları çok, ve öyle sorunlar ki, maalesef yer yer zevkinizi baltalayıp kaçıyor. Doğruya doğru.

Bir kere bana göre bu sorunlardan en büyüğünün, bu oyunu oynayan hiç kimsenin aklına geleceğini düşünmüyorum. Ama önce onu bir aradan çıkaralım. Sorun şu ki saçma sapan bir yere sakladıkları 'skill'. Evet, nalet yeteneği öyle bir yere koymuşlar ki yerini görünce çıldırdım. Yahu arkadaş, bir oyunda karakter özel gücü neden bu kadar saklanır? Hadi 10 tane özel gücün olsa anlarım da iki karaktere de 3'er taneden toplamda 6 skill var oyunda. Ne diye saklıyorsun bu kadar?

Diğer en büyük sorun da üstte bahsettiğim alt yazı senkronizasyonu. Söylenenler ayrı telden çalıyor, alt yazılar ayrı. Keşke sadece ayrı takılsalar, anladığım kadarıyla öyle dandik bir ayar yapılmış ki uzun cümleler de kısa cümleler de eşit sürede durup hemen gidiveriyor. Zaten dilimizi koymuyorsunuz, yarım İngilizce'mizle de oynattırmıyorsunuz adama. Çoğu kısım anlamadan gitti, yalan yok.


Yazıların kötü bir test aşamasından geçtiği de kendini her türlü belli ediyor zaten. Ara sıra harf hataları, konuşmalarla uyumsuz kelimeler, kadraja sığmayan cümleler ve çift boşluk gibi sorunları var.

Ve tabii ki bug'lar. Özellikle savaşın ortasında karakteriniz bir yerde takılı kalıp hayata gözlerini yumarsa o anki hislerinizi anlatmaya kelimeler yetmez. Oyun boyunca en sık karşılaşılan hata attan inince oyunun akıcılığının bozulması. Savaşta hadi attan ineyim derseniz fena dayak yemeniz muhtemel çünkü indikten sonra birkaç saniye tuşları bırakmanız gerekiyor, oyun o anki kontrollerinizi hemen algılamadığı için. İşte o kadar güzel ve akıcı oyun yapmışken ufak tefek hatalar nasıl da etkiliyor güzelim emekleri.

Denge hoştur.

Dengeyi sağlamaya çalışmak daha hoş. Siz de bir Darksiders sevdalısıysanız, bu yapımı çoktan oynamışsınızdır zaten. Ama olmayanların bile, uygun fiyatlı ve ortalama 20 saat süren bu eğlencenin tadına varmamaları için hiçbir neden yok. Co-op odaklı olduğunu sanmayın, tek kişilik de son derece iyi bir deneyim Darksiders: Genesis. Her ne kadar bazı amatörce hatalar güzel kısımlarına gölge düşürse de, cidden son yılların en iyi Hack & Slash oyunlarından biri bana göre. Girişte bahsettiğim oyunlar gibi vur-yağmala-geç tarzında da değil. 

Umarım gelecek oyunlarda ufak tefek hatalardan artık sıyrılıp, çok daha sağlam yapımlarla karşımıza gelir bu seri. Strife ile ayrı bir maceranın, ve er ya da geç dört atlıyı birlikte yönetebileceğimiz, klasik bir Ultimate Alliance deneyiminden çok çok daha fazlasını verebilecek oyunların gelmesi umuduyla. Ama! Ben hâlâ hoşlanıyor olsam da; artık bazı konularda değişime, yeniliğe ihtiyaç var. Yapımcılar yine aynı temeller üzerine kurulu bir oyun yaparlarsa, bu sefer bozuşuruz.

Yorumlar