Uzun zamandır oyunlarla içli dışlı olanların dönem dönem yaşadıkları bir kriz vardır ki; ben ona "kılıçlı oyun krizi" diyorum. Yani orta çağ veya fantastik bir oyun olsun, elimize kılıcı ya da baltayı alıp sallayalım isteği doğuyor içimize. Kriz, çünkü bu isteğinizi yatıştırmak çok zor oluyor genelde. Sadece bende olduğunu sandığım bu durumun, internette dolaşırken birkaç defa denk gelmem ile aslında her oyuncunun başına gelecek bir durum olduğunu fark ettim. İşte böyle bir zamanda tanıştım Lords of the Fallen ile.
Dark Souls'ta bayağı bir ilerledikten sonra, elli defa geçtiğim yerin altında kayıt noktası olduğunu öğrenmem üzerine kibarca "bu işte bir yanlışlık var" diyerek oyunu bırakmamın üzerinden herhalde bir ay geçmişti. Lords of the Fallen'ın ise Steam sayfasındaki negatif yorumlar, incelemelerin "meeeh" şeklinde oluşu ve kısa bir süre önce de bir arkadaşımın oyuna başlayıp hemen bırakması nedenlerini birleştirince oyundan beklentim eksi seviyelere inmişti. İyi ki CI Games'in, Sniper Ghost Warrior oyunlarını yapan stüdyo olduğunu unutmuşum, yoksa bu yapımı listemin çok çok daha gerilerine atabilirdim. Zaten çıkalı uzun süre geçmiş olan bu oyun hakkında çok konuşmak yerine, başka konulara değinerek anlatmaya çalışacağım bu yapımı, ve oyun dışında bazı düşüncelerimi paylaşacağım.
Son zamanlarda çok konuşulmaya başlanan bir Witcher etkisi var. Yani kısaca değinmek gerekirse; oyunu doğru dürüst oynamamış veya sevmemiş insanların bile herkesin övmesinden dolayı oyunu övdüğü varsayımından söz ediyorum. Acaba böyle bir durumun Souls serisi için daha çok geçerli olduğu ne zaman kabul edilecek? Böyle giderse hiçbir zaman konuşulmayacak gibi görünüyor. Souls severlerin büyük kısmı Dark Souls oynarken kafalarını duvarlara vurmalarına, yüzlerce defa küfür etmelerine rağmen, oyun hakkında herhangi bir konuda negatif eleştiri yapacak insanları beceriksizlikle suçlamaya ve küçük düşürmeye devam ettikçe, bu tarz benzeri oyunlar da günah keçisi olmaya devam etti, devam edecek. Çünkü aynı insanların veya o insanların eleştirisinden korkanların sinirlerini bir yerden çıkarmaları gerek, o yüzden bu benzer oyunları yapanları de beceriksizlikle suçlamaya devam edecekler.
![]() |
NEDEEEN? |
Açıkçası ben, From Software yapımlarını oyun olarak görmüyorum, çünkü oyunların eğlendirmesi gerekir. Fakat hakkını yememek gerek, kurdukları sistem son derece bağlantılı, ve her şey birbiriyle etkileşim içerisinde. Arka planda dönen bir matematik olduğunu anlıyorsunuz. (Vuruşunuzun duvardan sektiğini, fakat bir boss'un dağların taşların içinden sizi harcadığını, ve bu boss'u indirmek için bir bug bulmanız gerektiğini saymazsak. bkz: Ceaseless Discharge)
Ve bu şöhretlerini de zorluk seviyesi sayesinde kazandıkları da bir gerçek. Aksi hâlde benim için efsane bir oyun olacaksa da, yine zamanında çok severek kısa bir süre oynadığım, dışarıdan bakıldığında çokça ortak yanı olan 2002 yapımı Enclave gibi kaybolup gidecekti büyük ihtimal.
İşte, souls-like oyunlar yapılırken bir paragraf öncesinde bahsettiğim matematik hataları yapılıyor. Lords of the Fallen'da yapılan en büyük hata ise, zorluk dengesinde yatıyor. Oyun ilerledikçe değil, bir noktada iki katına çıkıveriyor düşmanların gücü. Tek günahı da budur bana göre.
![]() |
Dokunmayın, çok fenayım... |
İnsanların bu oyunu ellerinin tersiyle itmesinin en büyük nedeni, Souls deneyimleri olmadığı için, ve tuhaf bir şekilde bu oyunun Souls benzeri bir oyun olduğunu bilmediklerinden kaynaklı. O yüzden umarım kimse, "Souls'ta zorlanmadım, bunda zorladığım kadar" cümlelerine kulak asmamıştır. Böyle bir cümle kurma nedeni üstte anlattığım olayda gizli.
Oyunda bir hikâye olsa da, çok fazla üzerine gidilmediği bir gerçek. Nadiren diyaloglar var. Grafikler harika, fakat daha fazla cilalı görünmesi için eklenmiş, kapatılamayan bir motion blur efekti ile birlikte geliyor. Abartılı zırhlar, enteresan yaratıklar ve karanlık bir dünya olduğunu da belirtmekte fayda var. Bunlar benim sevdiğim şeyler, fakat herkesin zevki farklı olabilir.
Diğer yanlışlıkları fazla uzatmadan şu şekilde sıralayalım: Sağa sola saklanmamış kayıt noktaları, ikinci boss denemesinde 10 km yürümemek, açtığımız sandıkların bize saldırma ihtimali olmaması, boss kesmek için bug gerekmemesi, genel olarak amacımızı ve istikametimizi bilmek, defalarca vefat etmemek ve açık dünya olmaması(!)
Kılıç, Balta, Mızrak, Ya Da Her Neyse
Sonuç olarak fark etmiyor, biraz zorluğa ve yavaş oynamaya sabır gösterebilen herkes için, kriz döneminde iyi gidecek bir oyun Lords of the Fallen. Souls gibi karanlık dünyaların hastası olup da yanaşmak istemeyenler için de güzel bir başlangıç. Fakat ikinci deneyişi bile zaman kaybı olarak gören sabır seviyesi hassas olan oyuncular başka krizlerle daha karşılaşabilirler.
Yorumlar
Yorum Gönder
*Yorumlarınız onay aşamasından geçmektedir.
**En fazla 1 gün içerisinde cevabıyla birlikte görebilirsiniz.